|
TOKAT’TA DOĞMUŞ
ÜNLÜ KİŞİLER
ALİM VE
SANATKARLAR
MOLLA HÜSREV:
1480(Şeyhülislam-Alim) Fatih Sultan Mehmet’in
hocası Sultan II. Murat’ın kazaskeri olan bu
Tokatlı alime Fatih; ‘Zamanımın Ebu Hanifesi’
derdi. Halkın çok sevdiği Molla Hüsrev yazdığı
pek çok eserlerden bazılarını kendi el yazması
olarak Fatih’e hediye etmiştir.
MOLLA LÜTFİ: (Lütfullah)
1494 (Alim) İbn-i Kemal’in hocası ve 16. yy ın
bu ünlü alimi, din, felsefe, akıl ilimlerinde
çağının en ünlüsü idi. Fatih Sultan Mehmet’in ‘
Hafız-ı kütüp’lüğüniü yapmış olan Molla
Lütfiü’nün 100 kadar ilimin adını ve konusunu
bildiren ‘el metalibül ilahiye fi mevzüatül ülum’
adlı eseri en ünlüsüdür. Meclislerde çağına göre
çok ileri görüşleri, nükteleri, açık sözlülüğü
zaman zaman suç unsuru olmuş ve 1494 yılında
Sultan Ahmet Meydanında asılmıştır.
İBN-İ KEMAL:
1486 Kemalpaşaoğlu Şemsettin Ahmet, bilgin,
şair, tarihçi, hukukçu düşünür ve Şeyhülislam.
Eserlerinin çokluğu ile tanınmıştır. Dedesi
Fatih devri beylerinden ve Osmanlı vezirlerinden
Kemal paşa olduğu için Kemalpaşaoğlu diye
tanınmıştır. Kemal paşa Tokatlıdır. Onun oğlu
Süleyman bey de tımarlı bir sancak beyidir. İbn-i
Kemal, Süleyman beyin oğlu olarak 1486’da
Tokat’ta doğmuştur.
Tımarlı ailesinden geldiği için başlangıçta
kendisi de askerdi. Yükselme arzusu onun genç
yaşta ordudan ayrılıp ilmiye sınıfına geçmesine
sebep olmuştur. Devrin tanınmış ilim
adamlarından ders alan ibn-i Kemal, 1505’de
Edirne Medresesine müderris olmuştur. Bu sırada
II. Beyazıt kendisine Türkçe Osmanlı tarihini
yazma görevi vermiş; o da başlangıçtan 1526’ya
kadar olan devreyi içine alan 10 ciltlik Osmanlı
Tarihini ‘Tevarih-i Al-i Osmaniye’yi yazmıştır.
Daha sonra çeşitli yerlerde müderrislik yapmış,
bu arada verdiği bazı fetvalar yıldızının
parlamasına yol açmıştır. 1516’da Anadolu
kazaskeri olmuş, Yavuz Selim’in 25 ay süren
Mısır seferine katılmıştır. Mısır’dan dönerken
ibn-i Kemal’in atının ayağından Yavuz’un üzerine
çamur sıçraması üzerine mahcup olmuş, bunu gören
Yavuz, ‘Alimlerin atından sıçrayan çamur bize
şeref verir’ demiş ve ölünce bu çamurlu
kaftanın, sandukası sandukası üzerine
örtülmesini vasiyet etmiştir.
SEYYİT ALİ: 1436
(Alim) Gümenekli olan Seyyit Ali II. Murat
zamanında ün yapmış alimlerdendir. Eserlerini
Sivas’ta yazmış1436’da da Amasya’da ölmüştür.
MELİHİ TOKADİ:
(Alim) Fatih’in hususi meclislerinde bulunan ve
devrin ünlü alimlerinden olmasına karşılık aşırı
içkiye düşkünlüğü ile itibarını kaybetmiştir.
MEHMET MUHİTTİN:
1489 (Matematikçi- Din adamı) Niksarlı olan bu
adam din konularının yanı sıra devrin önde gelen
matematikçisidir. II. Beyazıt Mehmet Muhittin’i
İstanbul’a davet etmiştir. Vaizler verdirmiş ve
öğrenci yetiştirmesini istemiştir.
MUHARREM EFENDİ:
1504 (Hukukçu- Edebiyatçı) Zile’de doğan
Muharrem Efendi hukuk bilgisiyle ünlüdür. Bu
eserlerini Türkçe ve Arapça yazmıştır. Özellikle
yazıldığı çağ için çok değişik olan ve kadınlara
ait ‘Ummetunnisa ve Rebulmesail’ kitapları çok
ünlüdür.
AKBİLEK YAHŞİ
HALİFE: 1524 (Alim) İbn-i Kemal’in hocasıdır.
Erbaa’nın Sonusa köyünden olan Akbilek Halife,
Arabistan’a gitmiş ve orada Arap alimlerinden
ders almıştır. Yurduna döndükten sonra kırk yıl
medreselerde hocalık yapmıştır.
AHMET ŞEMSETTİN:
1597(Tarih ve Tasavvuf Bilgini) Zileli Ahmet
Şemsettin tarih ve tasavvuf üzerine 15’i mensur
olmak üzere 30 eser yazmıştır. Eğri seferine de
katılan Şemsettin eserlerini Sivas’ta tamamlamış
ve Halfiye tarikatının Şemsiye şubesini
açmıştır.
SABUHİ AHMET
DEDE: 1646 (Mevlevi- Şair) ilk eğitimini
Tokat’ta tamamlayıp İstanbul’da Eyüp, Bektaşi
Kasım ve daha sonra Konya Mevlevi Şeyhi olan
Ahmet Dede Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır.
Ali Enver ‘Sema ve Haneiedeb’ sahife 121’de
‘İktidari edebisini almak için Nefi, Fehim,
Naili gibi esatirei şuaranın üstadı olduğunu
beyan etmek kifayet eder’ demektedir.
İstanbul’un ünlü Yeni Kapı Mevlevihane’sinde 18
yıl şeyhlik yapan Sabuhi Ahmet Dede 1646 yılında
ölmüştür.
ŞEYH MEHMET
EMİN: 1744 (Yazar-Hattat) 1664 yılında Tokat’ta
doğan ve zamanın en ünlü Nakşibendi Şeyhlerinden
olan Mehmet Emin, devrin alimlerinden ders
görmüş. Türkçe, Arapça, Farsça ilahiyat ve
manzumeler yazmıştır. Yedikule Abdullah
Efendiden hattatlık dersleri alan Şeyh Mehmet
Emin bu konuda da zamanın ustalarından olmuştur.
HEKİM MUSTAFA:
1765 (Tıp bilgini) Sultan II. Mustafa döneminin
ünlü tıp bilgini Hekim Mustafa, İbn-i Sina’nın
‘Kanun’ adlı eserini 5 yıl uğraşarak Türkçe’ye
çevirmiştir. O çağlara kadar yapılmamış bu
önemli olay için doktor Adnan Adıvar ‘Osmanlı
Türklerinde İlim’ sayfa 168’de şöyle diyor.
‘Metinde anlaşılması güç olan yerler, şarihi
ulema namı ile maruf olan kutbinin şirazinin
şerhinden istifade olunarak izah edilmiştir...
Herhalde, bu devre kadar gelen Osmanlı Türk
hekimlerinden Arapça bilenlerin tıbba dair
neşrettikleri eserlerin ekserisi, sadece kanunu
hülasası iken Tokatlı Mustafa Efendinin asıl ana
eseri dilimize çevirmeye teşebbüsü takdire,
asırlarca Türk-Osmanlı tababetine hakim olan bu
eserin ancak modern tıbbın memlekete girmesinden
pek az evvel tercüme edilmiş olmasında teessüfe
layıktır.’
TAHİR EFENDİ:
1837 (Şeyhülislam-Alim) 1825’te II. Mahmut’un
Şeyhülislamı olan kadızade Tahir Efendi ‘Vakayı
Hayriye’ olarak geçen yeniçeri ıslaha
hareketleri döneminde çok önemli hizmetler
yapmıştır. Yüksek ilim ve irfan sahibi olan bu
zat, II. Mahmut ve Şeyhülislamı Mekkizade Asım
Efendinin yeniçeri isyanları karşısında çaresiz
kalmaları üzerine göreve getirilmiş ve dirayetli
tutumu, bilgisi ve ileri görüşlülükle yazdığı
bir seri fetvalarla düzeni sağlamıştır. Eyüp
Sultan mezarlığında yatan mutasavvuf, Alim Tahir
Efendinin ‘Risale’ kitapları ünlüdür.
Bunlardan başka,
yöremizin yetiştirdiği deerli ilim adamlarnı
şöylece sıralayabiliriz
Sosunalı Dede Cöngi, Mehmet Çelebi, şeyhi,
Niksarlı Emir Hasan, Mehmet Musluhittin Mustafa,
Tokatlı Maksut Dede, Şemsettin, Lali, Sadri,
Valihi, Zari, Zileli Mehmet.
ŞAİR VE
AŞIKLAR
EBU BEKİR KANİ:
1711 Tokat’ta doğmuş şair ve mizah ustası Kani,
Tokat mevlevihanesine girmiş ve kırk yaşına
kadar Tokat dışına çıkmamıştır. Hekimoğlu Ali
Pşa, kendisine yazdığı bir kasideden dolayı
Kani’yi tanımış ve İstanbl’a davet etmiştir.
Divanı Humayun kaleminde hocalık yapan Kani,
daha sonra Babıali’den hoşlanmamıştır.
Silistre’ye divan katibi olarak gitmiştir.
Bükreş’te bulunduğu sırada sevdiği Romanyalı
kızın, kendisine Hıristiyan olmasını teklif
etmesine karşılık ‘kırk yıllık Kani olur mu yani
?’ diye verdiği yanıt ünlüdür. Kalender ve
nüktedar olan Kani 1781’de İstanbul’a dönmüş,
Sadrazam Yeğen Mehmet Paşaya olan davranış ve
esprileri yüzünden, asılmaktan zor kurtulmuş,
Limni adasına sürülmüştür. Yoksulluk içinde
İstanbul’da ölen Kani’nin manzume, nesir ve
mektupları Türk mizah edebiyatının güzel
örnekleri arasındadır.
AŞIK NURİ:
(Mahmut) 1893 Büyük saz şairi Emrah’ın ‘Nuri’
mahlasını taktığı şair Mahmut’un içli ve
kudretli terennümü vardır. ‘Divan’ını maalesef
bulamadığımız Aşık Nuri gibi büyük saz şairimizi
birkaç kelime ile anlatmak mümkün değildir.
Yöremizde yetişmiş pek çok şair ve aşık
arasında, Şair Ceyhuni, Niksarlı Bedri, çok
güzel sesi olan Derviş Ahmet gibi ülkemize gönül
vermiş aşıklarımız bunlardan sadece birkaçıdır.
GAZİ OSMAN
PAŞA
Asker ve devlet
adamı. Plevne savunmasının ünlü komutanı Osman
Paşayı oğlu Hüseyin Abdülkadir plevne ile
yapılan bir konuşmadan tanıyalım.
‘Babam Gazi
Osman Paşa 1832 yılında Tokat’ta doğmuştur.
Büyük babamız fakir ve ailesini geçindirmekte
güçlük çeken bir kimse olduğundan İsanbul’a
gelip yeni iş aramak üzere Beşiktaş’a
yerleşmişlerdir. Beşiktaş’ta yaşayan aile onu
Askeri Rüştiye ve İdadisini bitirdikten sonra
Harp Okuluna vermişler ve 1852’de sınıfının
ikincisi olarak orduya teğmen katılmıştır.
Kırım harbi dolayısıyla harp akademisine
giremeyerek çeşitli hizmetlerde bulunmuş ve
yüzbaşı rütbesiyle Ekanı Harbiye dairsine girmiş
ve bir sene sonra da kolağası olmuştur. 1859
yılında Anadolu haritasının tanzim görevi
kendisine verildiğinden Bursa’ya gönderilmiştir.
Bulunduğu yer ve vazifesini sırasıyla kısaca
açıklayalım. Teselya’da Erkanı Harp reisliği,
Cebel-i Lübnan’da, Girit’te vazife almış,
rütbesi miralaylığa yükseltimiştir. 1867’de
Yemen I. Tümen Alay Komutanlığında bulunmuş,
general olmuştur. Sonra Manastır, Bosna-Hersek
ve Erzurum kumandanlığı yapmıştır. 1875-1876
Osmanlı-Sırp harbinde düşman ordusunu bozguna
uğratmış ve rütbesi müşir (Mareşal) liğe
yükseltilmiştir. Vidin muhafızı iken Osmanlı-
Rus harbi başlamış, Rusların Tuna’yı geçmesi
Plevne’yi tutma emri almıştır. Yaptırdığı toprak
istihkamlarıyla ve elinde bulunan pek az
kuvvetle düşmanın çok büyük kuvvetlerine beş ay
karşı koymuş ve teslim tekliflerini daime
reddetmiştir. İşte askeri tarihe Plevne
müdafaası olarak geçen bu harpte yardım alamamak
yüzünden son bir huruç hareketine girişmiş,
düşman kuvvetlerini yarıp çıkarken yaralanarak
esir düşmüştür. Muharebe meydanında ağır yaralı
halde bulunan Gazi Osman Paşa, Rus Çarı
tarafından büyük bir kahraman olarak
karşılanmıştır.
Padişah II.
Abdülhamit tarafından evvela gazi unvanı
verildi, elmaslı bir kılıç hediye edildi.
Sonradan seraskerliğe tayin edilip, yedi yıl bu
hizmette kaldı. Daha sonra Mabeyn Müşirliğine
getirildi.
Gazi Osman
Paşanın Tokat’ın girişinde 5.25 m yüksekliğinde
bir anıtı bulunmaktadır.
HALİS TURGUT
CİNLİOĞLU
(1901-1982)
Asıl adı Halis
Turgut Araskaya olan Halis Cinlioğlu, aile
unvanını kendisine soyadı olarak tescil
ettirerek Halis Turgut Cinlioğlu adı ile üne
kavuşmuştur.
Eğitimci yazar
ve halkbilim araştırmacısı Cinlioğlu 1901
yılında Tokat il merkezi Horuç mahallesinde
dünyaya gelmiştir.
İdadi
öğreniminden sonra kurtuluş savaşı yıllarında
Tokat Müdafa-i Hukuk Cemiyetinde görev almış, bu
arada ‘Maarif Vekaleti’nin açtığı sınavı
kazanarak Tokat ortaokuluna Tarih-Coğrafya
öğretmeni olmuştur.
I.ve II. Tarih
kongresinde Tokat heyetinden delege olarak
katılan Cinlioğlu halk kültürüne en büyük
hizmetini Tokat müzesinin açılışı için vererek
yapmıştır.
1926 yılında bin
bir zorlukla şimdiki yeri olan Gökmedrese
binasını müze olarak açtırıp çevredeki tarihi
eserleri derleyerek müzeye kazandırmıştır.
1947 yılında
Tokat Yeşilırmak Özel Lisesi adı ile açılan
lisenin kuruluşuna emeği geçmiş olup 1949
yılında resmi lise olan bu eğitim kurumunda ve
Tokat ortaokulu, Kız enstitüsü ve Muallim
mektebinde toplam 40 yıl hizmet vermiştir.
Öğretmenliğinin
yanı sıra tüm Tokat il ve ilçeleri ile 574 köyde
araştırma ve incelemeler yapmış en büyük
hizmetini bu alanda vermiştir.
Hizmetlerinin
bir yenisi de 1950’de kurmaya başladığı ‘Halis
Cinlioğlu Özel Kitaplığıdır. Halen bu kitaplıkta
yedi bin cilt eser bulunup, en zengin kişisel
kitaplıklardan biri olarak halka açık
tutulmaktadır. |