|
İLİMİZ TARİHİ VE KÜLTÜRÜ
Bu havası hoş şehrin dört tarafında,bahçe ve
bostanlar içinde sular akar. Bu bahçelerde
bülbüllerin ötüşü, insan ruhuna sefa verir.
Meyveleri lezzetli ve lâtif olup, her tarafa
hediye olarak gönderilir. Her bağında birer
köşk, havuz, fıskiye ve çeşitli meyveler
bulunur. Halkı zevk ehlidir. Gariplerle
dostturlar; kin tutmaz, hile bilmez, deryadil,
haluk, selim ve halim insanlardır. Herkese iyi
zanda bulunurlar. İyi geçinirler, hayırlı
yapılar yaptırmaya hevesleri çoktur. Camii,
saray, köşk ve imaretleri o kadar güzel ve metin
olur ki, buralara girenler hayran olurlar. Şehir
genişlik ve çok ucuzluk bir yer olup dünya
yüzünde eşi yok gibidir. Yılın her zamanında
halkının nimetleri boldur. Hacı Bektaş Veli'nin
hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski tarihi
şehir, "ALİMLER KONAĞI, FAZILLAR YURDU ve
ŞAİRLER YATAĞIDIR..."
EVLİYA ÇELEBİ
Seyahatname
(Cilt: 5 Saife: 69-70)
YÖREMİZ YERLEŞİMİNİN TARİHİ
M.Ö. 4000 yıllarından başlayarak 14 devlet
ve birçok beyliğin yaşadığı ve egemen olduğu
Tokat; geniş ve sulak vadilerle bunlar
arasındaki geçitlerden oluşan bereketli
alanların orta yerinde bulunmaktadır.
Kalkotik ve ilk tunç çağlarından sonra
Büyük Hitit Devletinin doğu federasyonlarına
bağlı birçok kentin, Yeşilırmak'ın kolları
Kelkit, Tozanlı ve Çekerek kolu vadileri boyunca
kurulması ile başlayan, Pers ve Pontus döneminde
doruğa ulaşan derebeylik dönemi, Tokat, Niksar,
Zile ve Turhal'da en tipik ve güçlü şeklini
almıştır.
İlimiz toprakları üzerinde kurulan Hitit ve
Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500 - 4000 yılları
arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür
yaşamına ulaşmıştır. İç Anadolu yaylalarını
aşamayan İon Kültürünün M.Ö. 6. yüzyıldan
itibaren, Kolonileri ile birlikte, Karadeniz'den
Polemonion ( Ünye) ve Amisos (Samsun ) yolu ile
Komana ya ( Tokat ) gelmiş, güneydeki geleneksel
"Kapadokya " ve doğudan gelen Pers kültürü ile
kaynaşmıştır.
Daha sonra uzun bir dönem içerisinde Roma
ve Bizans Egemenliği altına giren Tokat,
Danişmend ve Selçuklu Türklerinin siyasi
üstünlükleriyle birlikte Maveraünnehir'den gelen
Türk İslâm kültürü ile tanışmıştır. 900 yıldan
beri de Türk Egemenliği altındadır.
Selçuklular zamanında Anadolu'nun 6. büyük
kenti olan Tokat, 12. yüzyılda Bizans ve Haçlı
orduları, 1243 yılından itibaren de Moğol
baskısı altında olmasına rağmen İlhanlı
egemenliği sonuna kadar gelişmesini sürdürmüş,
antik dönemlerde olduğu gibi ekonomi ve ticareti
gelişmiş, doğu batı yönündeki büyük ticaret
kervanlarının konakladığı hanlar, kervansaraylar
ile düzenli yol ve köprüler inşa edilmiştir
Selçuklu Türklerinin Anadolu'da yarattığı,
özü güzellik ve sabır olan bu uygarlığın kültür,
sanat, mimarlık, bayındırlık eserleri ile
Tokat'ta hemen yüz yüze gelinir. Moğolların
yaptığı büyük tahribatın ardından 14. yüzyıl
sonunda Osmanlı egemenliğine giren Tokat,
yükselme döneminde bölgenin tarım ve sanayi
merkezlerinden biri olmuştur.
Evliya Çelebi'nin uzun uzun anlattığı gibi
"Tokat'ın bağ. bahçe ve ovaları Osmanlı
Ordularının konaklama ve gıda ambarı olmuş,
bakırcılık, ipekçilik, pamuklu dokuma ile
çeşitli sanayi ve el sanatları gelişmiş, iş
hanları ve çarşıları Bağdat, Bursa ve
Halep'tekiler ile kıyaslanır olmuştur."
ifadeleri bunun kanıtıdır.
17. yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen
imparatorluk döneminde, Tokat olumsuz
etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir.
Osmanlı Devleti'nin gelişme devrinde önemini
yitiren ve pek çok ekonomik sorunlarla
karşılaşan Tokat, hiçbir gelişme gösterememiş,
1863'ten sonra Sivas'a bağlı bucak, 187S'de
mutasarrıflık (sancak beyliği) 1920'de müstakil
liva ve nihayet Cumhuriyetin ilanı ile beraber
il olmuştur.
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA TOKAT'IN YERİ
Ulusal Kurtuluş Savaşımızda Tokat'ın önemli bir
yen vardır. 16 Mayıs 1919 da Samsun'a hareket
eden Bandırma Vapuru'nda Atatürk'ün yanında
bulunan 18 kişiden birisi. Tokat'ın yerli
eşraflarından Karargah komutanı Mustafa Vasfı
Süsoy'dur.
Yeni bir Türkiye'nin tohumlarının atıldığı
26 Haziran 1919 günü, Amasya'dan Tokat'a hareket
edildiğinde, Tokat girişinde Mustafa Kemal'i 20
kadar askeriyle bir binbaşı karşılar, Mustafa
Kemal " Acaba bu binbaşı beni tevkif etmek için
mi burada" düşünceleri içerisindeyken Binbaşının
:" Paşam I Hoş geldiniz. Ben Askerlik Şubesi
Reisi. 19 nefer, 1 çavuş ve 2 izinli ile
emrındeyiz. " sözleri Mustafa Kemal'in kurtuluş
aşkını, bir coşkuya dönüştürür.
Düşman kuvvetlerinin Anadolu'yu işgalleri
sırasında Tokat halkı da kurdukları örgütlerle
bu işgale karşı tepkisini açıkça ortaya
koymuştur. 15 MAYIS 1919'da Yunanlıların İzmir'i
işgal etmeleri üzerine, Tokat ve ilçelerinde
kurulan Redd-ı İlhak Cemıyetierl'nin girişimiyle
20 HAZİRAN 1919'da Niksar'da bir mitingi
düzenlenir. Niksar halkı miting sonunda alınan
kararları Rsdd-i İlhak Cemiyeti Başkanı Mahir
Bey ımzastyia İtilaf Devletleri temsilcilerine
ve A.B.D. Cumhurbaşkanı VVilson'a gönderir. Bu
kararda " Biz Türk olan her vatan parçasının
Türk kalmasını istiyoruz. Sız de buna söz
verdiniz. Şimdi ise sözünüzde durmadığınızı
görüyoruz. Anadolu'ya uzatılacak bir tecavüz,
bİZi öldürmek için atılacak bir adımdır,
insaniyet ve adalet namına suikasttan
vazgeçiniz.,, denmektedir.
Büyük Önder Atatürk 26 HAZİRAN 1919
dışında, ilimizi 5 defa daha ziyaret
etmişlerdir.
TOKAT MÜZESİ
Arkeolojik, etnografik eserlerle
sikkelerin sergilendiği müzemiz karma müzeler
grubundadır. Yapı olarak 13. Yüzyılının ikinci
yarısında bir Anadolu Selçuklu Dönemi eseridir.
Açık avlulu, iki katlı, iki eyvanlıdır. Avlu, üç
taraftan revaklarla çevrili olup, revaklar zemin
katta devşirme sütunlar, üst katta dörtgen
ayaklar taşımaktadır. Sütun başlıkları da
devşirmedir. Doğu cephedeki taç kapı, yukarı ve
dışa taşıntılıdır.
Cephenin 1/3’ünü kaplamaktadır ki,
döneminin tipik özelliğidir. Bitkisel ve
geometrik kademeli bordürlerle çevrili taç
kapının mukarnas kavsalası üzerinde iki yanda
pencere yer almaktadır. Bu durumuyla Anadolu
Selçuklu mimarisinde özel yere sahiptir. Kitabe
yeri boş bırakılmıştır.
Avluya bakan cepheleri gök mavisi ve
patlıcan moru renklerden oluşan geometrik,
bitkisel ve yazı (hat) karakterli süslemeye
sahiptir. Gökmedrese ismini de gök mavisi renkli
çinilerden almaktadır. Tıp eğitiminin verildiği
yapı “Pervane Darüşşifası” olarak da
bilinmektedir. Anadolu Selçuklu ve Osmanlı
dönemlerinde yapılış amacına uygun olarak
yıllarca sağlık hizmetinde kullanılmıştır.
1926 yılından itibaren H. Turgut
CİNLİOĞLU’nun çevreden topladığı eserlerle depo
müze olarak kuruluşuna başlanan müzemiz, 1974
yılına kadar sınırlı teşhir odalarıyla hizmet
vermiş olup, 1974-1982 yılları arasında yapılan
onarım ve çağdaş teşhir-tanzim anlayışıyla
modern müzecilik faaliyetini sürdürmektedir.
Alt (zemin) ve üst kattaki odalarda eserler
kronolojik tasnif göz önüne alınarak teşhir
edilmektedir. M.Ö. 3000 yılı Eski Tunç Çağı’ndan
itibaren, Hitit, Frig, Hellenistik, Roma,
Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin
eserleri sergilenmektedir. Kazı çalışmaları
tamamlanan Maşat Höyük buluntuları ile Müze
Müdürlüğü’nce yapılan kurtarma kazıları sonucu
ele geçen eserler teşhirin ağırlıklı bölümünü
oluşturmaktadır.
Girişin sağındaki İlk Tunç Çağı eserleri,
takip eden odalarda Hitit; Frig (Demir Çağı)
dönemi eserleri, kilise eşyaları
sergilenmektedir. Müzenin bu bölümünün kubbeyle
örtülü ve daha geniş tutulmuş mekanı olan son
odasında ise Osmanlı dönemine ait Dini eserler
ve yazı takımları teşhir edilmektedir.
Baş eyvanın kuzeyindeki mekan, medreseyi
yaptıran Pervane Muiniddin Süleyman’ın aile
mezarlığı olup, halk arasında “Kırkkızlar
Türbesi” olarak bilinmektedir. Efsane değerinde
başka kimliklerde yüklenen yirmi sandukalı mezar
odası müze teşhirine tabii bir zenginlik
katmaktadır.
Eyvanın güneyindeki mihrap nişli geniş mekanda
ise (mescit) halılar, kilimler ve heybeler
sergilenmektedir.
Mescitten sonra sırasıyla; bölgemizin
geleneksel erkek giysileri, kadın giysileri,
takılar, aydınlatma araçları, hamam eşyaları
gibi etnografik karakterli eserler
sergilenmektedir. Takip eden odalarda; ev dokuma
tezgahı, el baskısı yazma örnekleri ve
kalıpları, 19. yüzyıla ait barut kapları ile son
odada bakırcılık zanaatının ürünleri olan bakır
kaplar ve kapı tokmakları teşhir edilmektedir.
Üst katın bir bölümü idari hizmetler için
kullanılmakta olup, güney revaka açılan odalarda
sırasıyla; sikke ve altın süs eşyaları, Ulutepe
kurtarma kazısı buluntuları, Roma dönemine ait
pişmiş toprak, metal ve cam eserler ile son
odada Bizans çağı eserleri sergilenmektedir.
Müzemiz avlusunda girişin bulunduğu ön bahçede
ve kuzey bitişiğimdeki Anadolu Selçuklu Dönemi
yapı temellerinin bulunduğu alanda, Hellenistik,
Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı
dönemlerine ait taş eserler teşhir edilmektedir.
LATİFOĞLU
KONAĞI
Tokat’ın Gazi Osman Paşa Bulvarı üzerinde
bulunan Latifoğlu Konağı planı ve süslemeleriyle
19. yy. ev mimarisinin özelliklerini
taşımaktadır.
Konak “L” şeklinde bir plan üzerine iki katlı
olarak ve ahşap karkas arası kerpiç dolgu
malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Alaturka
kiremit kaplı kırma çatı ile örtülüdür. Taş
döşeli avluda bir havuz bulunmaktadır.
Türk evinin ana esaslarına ve kalabalık
aile düzenine uygun olarak, ancak daha serbest
bir plan anlayışı ile yapılan konağın odaları
“L” şeklinde bir sofanın etrafında yer
almaktadır.
Zemin kattaki tek kubbeli hamam, yapının
dışına çıkma yapmaktadır. Kare planlı,
dikdörtgen formlu taşlarla döşeli bu Türk Hamamı
alttan ısıtılmaktadır. Burası küçük bir
soğukluk-soyunmalık kısmına açılmaktadır. Yine
bu bölümde ocaklı bir oturma odası-hamam odası
bulunmaktadır.
Günlük işlerin yapıldığı, aynı zamanda
mutfak olarak da kullanılan aşevi-işevi ile
idare olarak kullanılan bölümde bu katta yer
almaktadır.
Sofa, günümüzde danışma ve hatıra eşya satış
yeri olarak düzenlenmiştir.
Üst katta; selamlık-paşa odası, harem-havuzbaşı
odası, yatak odası ve bir depo odası mevcuttur.
Sofada dört bölümlü bir vitrinde takılar,
silahlar, porselen eşya ve elişleri teşhir
edilmektedir.
Latifıoğlu Konağı ahşap, kaleişi ve alçı
süslemeleriyle zengin bir görünüme sahiptir.
Paşa odası ahşap işçiliğin en güzel
örneklerini sunmaktadır. Dıştan kare, içten
dairesel bir form içindeki barok tavan göbeğinde
ahşap, dantel gibi işlenmiştir. Dolap ve yüklük
kapaklarında, kapılarda ahşap oymalar mevcuttur.
Havubaşı odasının duvarları kalemişi
panolar halinde çiçek motifleri ve İstanbul
Manzarası tasvirleri ile bezelidir. Tavan yaldız
boyalı bitkisel motifler ve ahşap oymalarla
süslenmiştir.
Hamam odasının kapısı, tavanı, yüklük ve
dolap kapaklarında yine bitkisel motifli ahşap
işçilik dikkati çekmektedir.
Alçı işçiliğinin güzel örneklerini ocak
davlumbazları ile tepe pencerelerinde görmek
mümkündür. Paşa odasının ocak davlumbazındaki
plastik akantus yaprakları batı etkisini,
havuzbaşı odasındaki ocağın kabartma alçı
üzerine boya ile yapılmış karanfil, lale gibi
çiçek motifleri klasik üslubun özelliklerini
yansıtmaktadır. Tepe pencerelerinde alçılı
vitray görülmektedir ve bunlarda kullanılan
“Mühr-ü Süleyman” Türk süsleme sanatında sevilen
motiflerden biridir.
Latifoğlu Konağı geçmişteki fonksiyonlarına
göre yörenin eşyası ile donatılmış mankenlerle
canlı ve gerçekçi bir teşhir yapılarak 1989
yılında müze-ev olarak hizmete açılmıştır.
İL HALK KÜTÜPHANESİ
Tokat il merkezinde ilk kütüphane, 1884
yılında Aşar Müdürü Hacı Hüseyin Efendi
tarafından bugünkü müze binasında hizmet vermiş,
1993 yılına kadar çeşitli yerlerde hizmetlerini
devam ettirerek 1993 yılında gerçek anlamda
modern bir il tipi kütüphane binasına sahip
olmuştur.
ÇOCUK
KÜTÜPHANESİ
Çocuk kütüphanesi ilk olarak 27.10.1953
tarihinde İbn-i Kemal ilkokulu bünyesinde
hizmete açılmış ve 1964 yılına kadar burada
görev yapmıştır. 1964-1993 yılları arasında
çeşitli yerlerde hizmetlerini devam ettirerek
1993 yılında il tipi yeni halk kütüphanesi
binasının giriş katına yerleşmiş bulunmaktadır.
DİĞER KÜTÜPHANELER
Zile Halk ve Çocuk Kütüphanesi Müdürlüğü
Turhal İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü
Niksar İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü
Erbaa İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu
Reşadiye İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu
Almus İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu
Başçiftlik İlçe Halk Kütüphanesi Memurluğu
Kızılcaören Halk Kütüphanesi Memurluğu
Hasanşeyh Halk Kütüphanesi Memurluğu
Evrenköy Halk Kütüphanesi Memurluğu
Yıldıztepe Halk Kütüphanesi Memurluğu
Güzelbeyli Halk Kütüphanesi Memurluğu
Yeşilyurt Halk Kütüphanesi Memurluğu
İLİMİZDEKİ TARİHİ YAPILAR
CAMİLER
Acepsır Camii Osmanlı
Gaybi Camii Osmanlı
Seyyit Necmettin Camii Osmanlı
Tatar Hacı Camii Osmanlı
Su İçmez Camii Osmanlı
Akdeğirmen Camii Osmanlı
Devegörmez Camii Osmanlı
Çekenli Hamza Bey Camii Osmanlı
Tabakhane Camii Osmanlı
Kaya Camii Osmanlı
Çay Camii Osmanlı
Malkayası Camii Osmanlı
Kadı Hasan(Düdükçü ağa) Camii Osmanlı
Genç Mehmet(Örtmeliönü) Camii Osmanlı
Mahmut Paşa Camii Osmanlı
Rüstem Çelebi Camii İlhanlı
Garipler Camii Danişmentli
Ali Paşa Camii Osmanlı
Ulu Camii Osmanlı
Hacı Behzadi Camii Osmanlı
Meydan Camii Osmanlı
Hamzabey Camii Osmanlı
Takyeciler Camii Osmanlı
Kadı Hasan Camii Osmanlı
Yolbaşı Camii Osmanlı
Horuç Camii Osmanlı
Akbelen Köyü Camii Osmanlı
Ormandibi Köyü Camii Osmanlı
Dodurga Köyü Camii Osmanlı
Zile İshak Paşa Camii Osmanlı
Zile Nasuh Paşa Ulu Camii Osmanlı
Zile Boyacı Hasan Ağa Camii Osmanlı
Zile Şeyh Ethem Çelebi Camii Osmanlı
Zile Bedesten Camii Osmanlı
Zile Molla Yahya Camii Osmanlı
Zile Kebir Camii Osmanlı
Zile Hoca Beyazıt Camii Osmanlı
Zile Elbaşoğlu Camii Osmanlı
Zile Bayramağa Camii Osmanlı
Zile Alaca Mescit Camii Osmanlı
Tokat Ahmet Ağa Camii Osmanlı
Niksar Ulu Camii Danişmentli
Niksar Cin Camii Selçuklu
Niksar Alçakbel Camii Osmanlı
Çilhane Camii Osmanlı
Niksar Hoca Sultan Camii Osmanlı
Niksar Çöreği Büyük Camii İlhanlı
Niksar Keşfi Osman Camii Osmanlı
Turhal Ulu Camii Osmanlı
Turhal Kesikbaş Camii Osmanlı
Turhal Dazya(Gümüştop Köyü Ömer Paşa) Camii
İlhanlı
Turhal Üzümören Camii Osmanlı
Kızlcaören Camii Osmanlı
Pazar Halil Bey Camii Osmanlı
Pazar Sinan Bey Camii Osmanlı
Çamlıbel Mescidi Selçuklu
Malum Seyit Camii Osmanlı
Erbaa Ravakbaba Camii Osmanlı
Erbaa Akça Kasabası Ömer Paşa Camii Osmanlı
Tokat Ali Paşa Mescidi Osmanlı
Tokat Alaca Mescit Selçuklu
Tokat Kundakçılar Mescidi Osmanlı
Niksar Kale Mescidi Selçuklu
Tokat Hacı Turhan Mescidi Selçuklu
DİNİ ve KÜLTÜREL YAPILAR
Tokat Kalesi Osmanlı
Mevlevihane Osmanlı
Niksar Taş Mektep Osmanlı
Sıkdişini Helası Osmanlı
Niksar Kale Hapishanesi Selçuklu
Erenler Kümbeti Selçuklu (İlhanlı)
MEDRESELER
Orta Medrese(Sulu Bedesten) Osmanlı
Çukur-Yağıbasan Medresesi Danişmentli
Gökmedrese(Müze) Selçuklu
Hatuniye Medresesi Osmanlı
Niksar Yağıbasan Medresesi Danişmentli
KÖPRÜLER
Hıdırlık Köprüsü Selçuklu
Niksar Leylekli Köprü Roma
Çilhane Köprüsü Osmanlı
Niksar Seymenler Köprüsü Osmanlı
Niksar Taşkemer Köprüsü Osmanlı
Niksar Ünye Köprüsü Osmanlı
Erbaa Kaleköy Köprüsü Osmanlı
Sulusaray Köprüsü Roma
Geyras (Godoşun) Köprüsü Osmanlı
ZAVİYELER VE TÜRBELER
Murat Sevdakar Türbesi Selçuklu
Halef Sultan Tekke ve Zaviyesi Selçuklu
Sümbülbaba Zaviyesi Selçuklu
Şeyh Meknun Açıkbaş Türbesi Selçuklu
Horozoğlu Zaviyesi Osmanlı
Niksar Kulak Tekkesi Selçuklu
Ahi Muhittin Tekke ve Zaviyesi İlhanlı
Acepşir Tekke ve Türbesi Selçuklu
Niksar Işık Tekkesi Selçuklu
Vezir Ahmet Paşa Türbesi Selçuklu
Niksar Horosan Tekkesi Osmanlı
Pir Ahmet Bey Türbesi(Horozoğlu) Osmanlı
Nurettin İbni Sentimur Türbesi İlhanlı
Sefer Paşa Türbesi Selçuklu
Kitabesiz Türbe Osmanlı
Ali Tusi Ebul Kasım Türbesi Selçuklu
Burgaç Hatun Türbesi İlhanlı
Gümenek Türbesi İlhanlı
Çamağzı Köyü Türbesi Osmanlı
Pir Mehmet Türbesi Osmanlı
Kırkkızlar Türbesi Selçuklu
Hacı Çıkrık Evliya Türbesi Selçuklu
Niksar Sunguriye Türbesi Selçuklu
Niksar Melik Gazi Türbesi Selçuklu
Erbaa Ravakbaba Türbesi Osmanlı
Turhal Ahi Yusuf Türbesi Osmanlı
Turhal Aziz Baba Türbesi Osmanlı
Niksar Yusufşah Türbesi Selçuklu
Zile Şeyh Eyük Türbesi Osmanlı
Zile Şeyh Nusrettin Türbesi Osmanlı
Turhal Seyit Komutan
Niksar Akyapı Türbesi
Ali Paşa Türbesi Osmanlı
Malum Seyyid Türbesi Osmanlı
Turhal Kesikbaş Türbesi Osmanlı
Turhal Şehit Şehabettin Türbesi Osmanlı
Zile Şeyh Ethem Türbesi Osmanlı
Mehmet Nurullah Türbesi Osmanlı
HANLAR-KERVANSARAYLAR
Taşhan(Voyvoda) Osmanlı
Paşa Hanı Osmanlı
Sul Hanı Osmanlı
Deveci Hanı - Fatih Mehmet Paşa Hanı Osmanlı
Pazar Mahperi Hatun Kervansarayı Selçuklu
Tahtoba Kervansarayı Selçuklu
Çamlıbel Kervansarayı Selçuklu
KİLİSELER
Niksar Kale Kilisesi Selçuklu Dönemi
Tama Torgus Kilisesi Bizans Dönemi
Erbaa Kilise kalıntısı Bizans Dönemi
HAMAMLAR
Pervane Hamamı Selçuklu
Mustafa Paşa Hamamı Osmanlı
Paşa Hamamı Osmanlı
Çamağzı Köyü Hamamı Selçuklu
Niksar Ünye Hamamı Osmanlı
Niksar Büyük Hamamı Osmanlı
Niksar Çavuş Hamamı Selçuklu
Niksar Küçükkale Hamamı Selçuklu
Niksar Kale Hamamı Selçuklu
Zile Yeni Hamam Osmanlı
Zile Çifte Hamam Osmanlı
Pazar Beyobası Hamam Selçuklu
Ali Paşa Hamamı Osmanlı
Sultan Hamamı Osmanlı
Turhal Halil Bey Hamamı Osmanlı
Zile Tekke Hamamı Osmanlı
Zile Şehir Hamamı Osmanlı
KAYA MEZAR ANITI
Kızık Köyü Kaya Mezar Anıtı Roma
Zile Kaya Mezar Anıtı Roma
Zile Kapıkaya Mezar Anıtı Roma
Gümenek Kaya Mezar Anıtı Roma
KONAKLAR
Latifoğlu Konağı
Yoğurtçuoğulları Konağı
Maaz Gürkan Evi
Musluoğlu Konağı
YAĞIBASAN MEDRESELERİ
Anadolu’nun ilk medreselerinden olan Niksar ve
Tokat Yağıbasan Medreseleri 12. yy. ortalarında
yapılmışlardır. Kapalı avlulu olan medreseler
plan bakımından da birbirine çok benzemektedir.
Yalnız Tokat Yağıbasan 3 eyvanlı, Niksar örneği
ise 2 eyvanlıdır. Moloztaş malzemeyle
yapılmışlardır. Tokat, Sulusokak mevkiindeki
medresenin 1247 tarihli onarım kitabesi Müzede
olup, Nizameddin Yağıbasan tarafından
yaptırıldığı yazılıdır. Nizameddin Yağıbasan,
Danişmendlilerin Sivas kolunun 3. hükümdarıdır.
Kazanılan bir zaferin peşinden doğduğu için
babası tarafından “Düşman Basan” anlamına gelen
Yağıbasan ismi verilmiştir.
Bazı kaynaklarda yapılış tarihi olarak 552/1157
tarihi verilen Niksar Yağıbasan Medresesi,
Niksar Kalesi üzerindedir. Bugün oldukça harap
durumdadır.
YEŞİLIRMAK KÖPRÜSÜ
Hıdırlık Köprüsü olarak da bilinen yapı,
Sivas - Tokat - Niksar kervanyolu üzerinde ve
Yeşilırmak’ı geçmek için Anadolu Selçukluları
çağında yapılmıştır. 151 metre uzunluğunda ve 7
metre genişliğindedir. Kesme taş malzemeyle
yapılmış, sivri kemerli 5 gözlüdür. Kitabe bloku,
köprünün ortasına yakın yere, silmelerin
çerçevelediği alan içine iki bölüm halinde
konulmuştur. Yazı Selçuklu Sülüsü hattıyla
yazılmıştır. Kemer ayaklarına mecra tarafından
suları yönlendirmek ve hızını kesmek için üçgen
biçimli kaideler yerleştirilmiş, mensap tarafına
ise yarım daire biçimli dayanak yapılmıştır.
Köprünün temeli 9 Mayıs 1250 yılında atılmıştır.
Bu tarihlerde Anadolu Selçuklu tahtında üç
kardeş birden hükümdarlık yapmaktadır. İzzettin
Keykavus II, Rükneddin Kılıç Arslan IV ve
Alaaddin Keykubad II. Köprüyü, Pervane Hamid
yaptırmıştır. Mimarı da Fereçoğlu Mehmet’tir.
MELİK
DANİŞMEND GAZİ TÜRBESİ
Niksar ilçe merkezinde Melik Gazi
mezarlığı içindedir. Güneyindeki küçük tepenin
eteğine inşa edilmiştir. Kareye yakın dikdörtgen
planlıdır. Tek kubbeyle örtülüdür. Kubbeye geçiş
Türk üçgenleriyle sağlanmıştır. Ancak kubbesi
yıkıldığından Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce
yapılan onarımda üzeri düz ahşapla kapatılmış,
onun da üzerine alaturka kiremitli kırma çatı
yapılmıştır. Kuzey cephesi tamamen kesmetaş
kaplı olan yapının doğu, güney ve batı duvarında
moloz taş malzeme ile tuğla da kullanılmıştır.
Girişin bulunduğu kuzey cephede kapıdan başka
simetrik yerleştirilmiş iki dikdörtgen penceresi
yer almaktadır. Kapı ve pencere söveleri
mermerden yapılmıştır.
Yapının iç mekanında sonradan yapıldığı
anlaşılan sanduka bozulmuştur. Kubbeye geçiş
sistemini oluşturan Türk üçgenlerinin hemen
altında çok geniş bir ayet kuşağı üç yönde
(doğu,batı,kuzey) duvarları dolaşmaktadır. İç
mekanda başka süsleme yoktur.
Üzerinde kitabesi olmadığından inşa
tarihini de belirleyecek çok açık bir bulgu da
taşımadığından en azından günümüze gelmediğinden
Türbenin kime ait olduğu ve tarihi
bilinmemektedir. Ancak bilim adamları mevcut
yapının mimari ve inşai değerlendirmesini
yaparak ve mevcut tarih bilgilerini de göz önüne
alarak, Danişmendlilerin kurucusu, Malazgirt
savaşında Sultan Alparslan’ın emirlerinden Melik
Danişmend Gazi’ye ait olduğu kabul
etmektedirler.
MEHPERİ HATUN KERVANSARAYI
Anadolu Selçukluları döneminde İç
Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan
Sivas-Tokat-Amasya-Samsun/Sinop kervan yolu
üzerindedir. Pazar ilçe merkezinde
bulunmaktadır. Sultan Hanları plan tipinde açık
ve kapalı bölümlerden oluşan bir yapıya ve kesme
taş kaplamalı blokaj duvar sistemine sahiptir.
Dış duvarlarına payandalar konularak kale
görünümü verilmiştir. Açık bölüm kuzey
bloğundaki odalarla, doğu ve batı yönde dörtgen
ayaklara oturan ikişer revaktan ibarettir. Bugün
üst örtüsü tamamen ortadan kalkmış olan kapalı
bölümü iki sıra ayakla üçgene ayrılmış
durumdadır. Abidevi taç kapısı, Anadolu Selçuklu
klasik özelliklerini taşımaktadır. Taç kapı ile
kapalı bölüm giriş kapısı üzerinde birer kitabe
vardır. Kitabelerine göre yapı I.Alaaddin
Keykubad’ın eşi ve hayırsever birisi olan
Mahperi Hatun (Huand-Hunad) tarafından
yaptırılmıştır.
TOKAT KALESİ
Tipik bir orta çağ kalesidir. Anaitis
mezhebine bağlı Comana Pontica (Gümenek)
yerleşim yerinde baskı gören Hıristiyan halk göç
ederek 10 km batıdaki, bugünkü kalenin olduğu
yere yerleşmişlerdir. Tabii yapısı ile savunmaya
elverişli olup uzun yıllar Bizans
İmparatorluğu’nun önemsiz bir yerleşim yeri
olmuştur. Malazgirt Zaferi’nden sonra Türk
hakimiyetine giren kale (Tokat) önem
kazanmıştır. Danişmendliler ve Selçuklular’ın
önemli kentlerinden biri olmuş, imar ve kültür
faaliyetleri bakımından sayılı merkezler arasına
girmiştir. Dışkale sur duvarları tamamen ortadan
kalkmışken, içkale duvarlarının bir bölümü
ayaktadır. Duvarlar ve üzerindeki yapı
kalıntılarının tamamına yakını Danişmendli ve
Selçuklu dönemlerine aittir. Ortaçağ kalelerinin
vazgeçilmez unsuru olan su yolu Tokat kalesinde
de var olup, ağız kısmına kadar dolmuştur.
ALİ PAŞA HAMAMI
Tokat İl merkezi, GOP Bulvarı üzerindedir.
Ali Paşa külliyesinin bir yapısıdır. Ali Paşa,
Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade
Beyazid’in damadıdır. Beyazid babasına isyan
ettiği için öldürülmüş, damadı Ali Paşa da II.
Selim zamanında Söngüt Çayırında (Söngüt Köyü)
idam edilmiştir.
Kadın ve erkek bölümlerinin bulunduğu yapı,
çifte hamam tarzında olup klasik Osmanlı hamam
mimarisinin tüm özelliklerini taşımaktadır.
Tamamen kesme taştan yapılmıştır.
İLİN KÜLTÜR YAPISI
Tokat, uygarlıkların merkezi olan
Anadolu’da M.Ö. 3000 yıllarından başlayarak 5000
yıllık engin tarihinde 14 devlet ve bir çok
beyliğin yaşadığı ya da egemen olduğu Yeşilırmak
havzası içinde yer almış benzeri az bulunan
önemli illerimizden biridir.
Tokat ilindeki Kelkit,Yeşilırmak ve Çekerek
ırmakları boyunda kurulmuş olan medeniyetlere
ait Hitit, Firig, Roma, Selçuklu, İlhanlı,
Osmanlı eserlerinin çokça bulunuşu ve tarihi
yönüyle önemli bir kültür merkezidir.
M.Ö.2500-400 yılları arasında yüksek
düzeyde sanat ve kültür yaşamına sahip olan
Helen kültüründen, Zile-Tokat-Niksar-Sulusaray’daki
M.S 5.yy. kadar süren Roma kültürünü, 12.yy.da
Danişmend’lerin merkezi olan Niksar’da oluşan
maddi kültür değerlerini 13.yy.sonuna kadar
Selçuklu Türkleri’nin sanat,mimari ve hümanist
kültürlerini gözden geçirdiğimizde, Zile Maşat
Höyük’teki Tappiga Sarayı, Hellenistik çağa ait
kartal figürlü ionik sütun başlığı, Zile’de Roma
Anfi tiyatrosu, Zile Saat Kulesi, Zile Ulu
Camii, Ertana Beyliği’nden kalan Zile Beyazıt
Bestami Camii ve Türbesi, Tokat girişinde
Yeşilırmak üzerindeki Selçuklu Köprüsü, Gök
Medrese, Pervane Hamamı, Niksar Ulu Camii,
Niksar Akyazı Kümbeti, İlhanlılar dönemine ait
Niksar Çöreğibüyük Camii, Artova’da Antik Saray
Kenti, Pazar’da Mahperi Hatun Kervansarayı gibi
eserlerle dimdik ayakta duran tarihinin canlı
delilleriyle Tokat ve yöresinin Türk tarih ve
kültürü açısından önemi bir kez daha ortaya
konulmaktadır.
İLİMİZDE EL SANATLARI
Türk Milleti’nin asırlar boyunca meydana
getirdiği halıları, kilimleri, cicimleri,
zilileri, heybe çuval ve torbaları, hasırları,
bakır pirinç ve tunç işleri; güğüm, bakraç,
lenger gibi mutfak araçları, kuyumculuğu,
tesbihçiliği ve kahve takımları, boncuk işleri,
hamam takımları, çanak ve çömlekleri, testileri
küpleri vs. yüzyıllar boyu yapıla gelmiş hemen
hemen hepsi birer sanat eseri haline gelmiştir.
Bunların biçimleri, üzerindeki renkler ve
nakışlar, yapılışlarındaki incelik ve zerafet
sanat sevenlerin ilgisini çekmekte ve hayran
bırakmaktadır. İlimizde halen devam eden el
sanatları şunlardır;
Yazmacılık
Bakırcılık
Torak seramikçiliği
Dericilik
Saraçlık
Çarıkçılık
Mutaflık
Semercilik
At arabacılığı
Nalıncılık
Yayıkçılık
Zurnacılık, kaval yapımı
Urgancılık
Süpürgecilik
Sele-sepet örmeciliği
İğne oyacılığı
Halıcılık
Kilim, cicim, peşkir, çarşaf dokumacılığı
Hasır dokumacılığı
Kumaş dokumacılığı
YAZMACILIK
Orta Anadolu’nun uygarlık yönüyle zengin
olan Tokat ilinde, yazmacılığın 600 yıllık bir
geçmişi vardır. Yazmacılığın yapıldığı Anadolu
kentleri arasında ise Tokat’ın ayrı bir yeri
vardır. Yazmacılık geçmişte türünün en güzel
örneklerini Tokat’ta vermiştir. Evliya Çelebi
Tokat yazmaları için “Beyaz pembe bezi Diyar-ı
Lahor’da yapılmaz. Güya altın gibi mücelladır.
Kalemkar basma yüzü, münakkaş perdeleri gayet
memduh olur” der ve övgüyle söz eder. Türk El
Sanatları içinde çit, yemeni, çevre, çember
deyimleri ile tanıdığımız yazma yıllar boyunca
kadınlarımızın baş örtüsü olmuştur. Türkülere ve
manilere konu olan yazma, bir Almus türküsünde
sarı rengi ile dikkat çekerken, bir maninin
sözlerinde desen ve çiçekleri ile dile gelir.
Anadolu’nun yemyeşil, şirin bir ili olan
Tokat’ta “Karakalem” ve “Elvan” olmak üzere iki
tip yazma basılmaktadır. Desen ve kompozisyon
yönünden doğal bir görünüş hakim olan Tokat
yazmalarında doğadaki motifler özelliklerinden
hiçbir şey kaybetmeden, stilize edilerek kalıp
üzerine aktarılmıştır. Tokat’ın karakteristik
motifleri, tüm özellikleri ile birlikte
yazmalara yansıtılmış, doğadan alınan bitkisel
motifler, çiçek ve meyve motifleri kalıp
ustasınca başarılı bir kompozisyon içinde kumaş
üzerine aktarılmıştır. Meyve çeşidi bol olan
Tokat’ın bu özelliği yazma desenlerine konu
olmuş, elması, üzümü, kirazı ve çiçekleri
motifler halinde yer alarak desenlere kaynaklık
etmiştir.
Desenler, ağaç kalıplara kalıp ustasınca
bir nakış gibi işlenerek aktarılır. Kalıp
oymacılığı sabır ve el becerisi ister. Herkes
yazmacı olur ama, kalıp ustası olamaz. En güzel
kalıplar ise ıhlamur ağacından oyulur.
Anadolu’da yazmacılığın merkezi konumunda
olan Tokat’ta üretilen yazmalardaki renk uyumu
gerçekten mükemmeldir. Tokat yazmalarında
çoğunlukla kırmızının koyu tonları, bordo,
patlıcan moru gibi koyu renkler hakimdir. Tokat
yazmaları çok renklidir. Sağlam bir renk
armonisi vardır. Tokat’ta bugün çok değişik
yazma deseni basılmaktadır. Tokat’a özgü
desenlerin yanı sıra değişik yörelere ait
motiflerle de çalışılmaktadır. Tokat’a özgü
yazma desenleri şunlardır.
Tokat içi dolusu
Tokat beşlisi
Tokat üzümlüsü
Tokat elmalısı
Tokat yarım elmalısı
Tokat kirazlısı
Tokat içi boş (Kayseri kenar)
Purket (plaka)
Kaşık sapı
Kaynana yumruğu
Asma yaprağı
Ev işi yazma
Trabzon kenar
40 yıl öncesine kadar beş büyük handa; 1.
Horozlu Hanı, 2.Hacı Musaoğlu Hanı, 3.Askerler
Hanı, 4.Beypazarı Hanı, 5. Gazioğlu Hanında
yürütülen yazmacılık bugün yalnızca bir handa (Gazioğlu
Hanında) yapılmaktadır. İki asır kadar önce bir
kervansaray olarak yapılan Gazioğlu Hanı,
ortasında kuyusu olan büyük dikdörtgen biçimli
avlusu ve üst kattaki sıra sıra odaları ile eski
zamanlarınkinden farklı değildir bugün...
Atölyelerde renk renk tülbentler değişik
kalıplarla basılırken, biriken yazmalar
tavandaki cereklere asılır. Yazmalar, avludaki
havuzlarda ve üst kattan avluya uzanan
cereklerde bir renk cümbüşü gibi uzanır. Halen
Yazmacılar Hanında da yazmacılığa devam eden
yazmacılar mevcut olup, büyük bir çoğunluğu
Tokat sanayi sitesinin yanında yeni yapılan
Yazmacılar Sitesinde faaliyetlerini
sürdürmektedirler.
Yazma artık; elbise, etek, bluz, fular,
sabahlık, gecelik, tayyör gibi çeşitleriyle
hanımların gardıroblarına da girmiştir. Bugün
yazmaların çeşitli özelliklere sahip motifleri,
günün anlayışına uygun olarak çeşitli yerlerde
kullanılmaktadır. Modacılarımızın ve bazı
şehirlerde kurulu özel atölyelerin yazma
motifleriyle yarattıkları giysiler iç ve dış
piyasada çok tutulmakta, bu da yazma sanatının
önemini ifade etmektedir.
EL DOKUMACILIĞI
El sanatları insanlarımızın ihtiyaçlarını
karşılayacak şekilde ortaya çıkmış, yaşayış
özellikleri ve iklim şartlarına göre gelişmeler
göstererek kültürümüzün özelliklerini
yansıtmaktadır
Halen ilimizde özellikle Başçiftlik ve
Almus-Muhat beldesinde halı dokumacılığı,
Merkez-Günevi köyünde el dokuması (peşkir,
çarşaf, elbiselik kumaş), kırsal kesimdeki
köylerimizde kilim, cecim, sumak, hasır
dokumacılığının yanı sıra özellikle Kızık
köyünde dokunan Kızık kilimleri, Reşadiye
yöremizde alaca çorap örücülüğü, heybe
dokumacılığı ve Nebi köyündeki folklorik
giysiler yöremize güzel bir zenginlik kaynağı
oluşturmaktadır.
BAKIRCILIK
Tokat’ta bakır işleme sanatı Osmanlı
Dönemi’nde bir hayli gelişmiş olup, bu konuda
adından söz ettiren önemli merkezlerden biri
olmuştur. Ergani’den getirilen ham bakırlar,
şimdiki yetiştirme yurdu’nun bulunduğu alandaki
< Kalhane> de işlenmekte, Sulusokaktaki esnafın
marifetli ellerinde her biri birer sanat eseri
olarak vücut bulmaktadır.
Bakırcılık sanatı son zamanlarda önemini
kaybetmesine rağmen ilimizde işlenen bakırın
kalitesi ve şekil bakımından estetik ve zengin
çeşitliliği nedeniyle Anadolu şehirleri
içerisinde ayrıcalıklı yeri vardır.
Halen ilimizde dövme tekniği ile yapılmakta
olan mutfak eşyası ve hediyelik eşya (leğen,
ibrik, kazan, tava, tas, sini, vb.) olarak
üretilmektedir. Ancak, geçmişteki kullanım
yoğunluğunun yerini plastik, alüminyum ve çelik
malzemeye bırakmıştır.
TOKAT MUTFAĞI
Geleneksel Tokat evlerinin en büyük
özelliği, büyük odalarından birinin mutfak
olmasıdır. Mutfağa halk ağızı ile “İşevi” veya
“akşana” denir. Taban döşemesi bal peteğini
andıran kiremit tuğla ile kaplıdır. Odanın bir
köşesinde yemek yapmaya ve çamaşır kazanını
kaynatmaya yarayan yer ocağı bulunurken; diğer
tarafta kurutulmuş yiyecek, konserve, salça,
peynir, yaprak saklanan kiler bulunur. Ayrıca
kuru baklagil ve tahılın saklandığı bölmeli
ambar vardır. Bağ evlerinde kebap fırını, üzüm
suyu0nun çıkarıldığı şirehane, geleneksel Tokat
mutfağının en belirgin özelliğidir.
Bugün bile Tokat’ta yemekler çoğunlukla yer
sofrasında yenilir. Mutfak kalabalık ailelerde
oturma odasıdır. Tokat’ın çok zengin mutfağı
vardır.
|