Yola yolladım
senide
Yollar yollasın
seni
Hızır elinden
tutsunda
Bana yollasın
seni
Hey on beşli on
beşli
Tokat yolları
taşlı
On beşliler
gidiyor
Kızların gözü
yaşlı.
Giderim
elinizden
Kurtulam
dilinizden
Yeşil baş ördek
olsam
Su içmem
gölünüzden.
Gidiyom
gidemiyom
Sevdim
terkedemiyom
Sevdiğim pek
gönüllü
Gönlünü
edemiyom.
Tokat yolu
kaldırım
Düştüm beni
kaldırın
Hediyemin
uğruna
Vurun beni
öldürün.
Gidiyom bende
bende
Bir arzum kaldı
sende
Yaprak gibi
sarardım
Seni gördüğüm
yerde
Aslan yarim kız
senin adın hediye
Ben dolandım
sende dolan gel beriye
Fistan aldım
endazesi onyediye
Azmı geldi
gönderdiğim hediye.
(BAĞLANTI)
MÜDÜRÜN UZUN
KÜRKÜ
Reşadiye ilçemizin Büşürüm köyünden çok güzel
zurna çalan çakır usta ramazan davulunu çalmak
üzere elli beş yıl evvel Reşadiye Bereketli
kasabasına gider. O zaman nahiye olan
Bereketli de biraz kilolu, kalın mercekli
gözlük kullandığı için halk arasında kör müdür
diye anılan Amasya lı bir nahiye müdürü
vardır. Çakır usta sahur davulunu coşku içinde
çalarak ramazanı yarılamıştır. İşte bu sırada
nahiyede çakır ustanın bir kadınla ilişki
kurduğu söylentisi yayılır ve bundan dolayı
müdür çakır ustayı nahiyeden uzaklaştırır. Hem
emeğine karşılık umut bağladığı fitreler ve
diğer armağanlar hem de yeni kurduğu
ilişkisinden ayrı kalması sonucunda tepkisini
türküye dökmüştür.
Müdür beyin uzun
kürkü
Yeni çıktı bu
türkü
Ne kızıyon kör
müdür
Söylenecek bu
türkü de yanıyom ben
Çakır zurnayı
vurdu
Duyanlar ayağı
durdu
Şişman karınlı
müdür
Fitre sanamı
kaldı da yanıyom ben
Yanmada güzelim
yanıyom ben
Mendil de salla
geliyom ben
Bir yosmanın
uğruna da (BAĞLANTI)
Veremde oldum
ölüyom ben.
Aşma kırandan
aşma
Ben seni
tanıyorum
Her kırandan
aşanı
Hep seni
sanıyorum da yanıyom ben
Amasya
evrileceksin
Evrilip
çevrileceksin
Şişman karınlı
müdür
Kökünden
devrileceksin de yanıyom ben
Şu çakırın
zurnası
Zuhurlukta
ötüyor
Bereketli de
kör müdür
Yeni kanun
tutuyor da yanıyom ben
DELİ ŞÜKRÜ
Konaklar
yaptırdım uzun çarşıya
Camlı pencereleri
karşı karşıya
Haber anlatamadım
Reşit Paşa ya
Gelme emmim gelme
dönmem geriye
Beni sürgün
ettiler Angıldere ye.
(BAĞLANTI)
Kıratımda kişir
kişir kişniyor
Beş bacım var
evde nakış işliyor
Hamdi kardeşim
bilmem n işliyor
Kıratımı çekin
binek taşına
Elim yetişmiyor
eğer kaşına
Selam söylen
Hamdi kardaşıma
Deli Şükrü derler
namım varıdı
Mağripten maşrıba
şanım varıdı
Zaimoğlunda da
ahım varidi.
BURÇAK TARLASI
Sabahınan
kalktım ezan sesi var,
Ezan da sesi
değil yar yar burçak yası var,
Varın bakın şu
adamın kaç tarlası var,
Amanın kızlar
ne zorumuş burçak yolması
Burçak
tarlasında yar yar gelin olması
Eğdirme fesini
yar yar kalkar da giderim
Evini başına
yar yar yıkar da giderim
(BAĞLANTI)
Sabahınan
kalktım südü pişirdim
Südün de
kaymağını yar yar yere taşırdım
Kolumu salladım
değdi dikene
İntizar eyledim
yar yar burçak ekene
İlahi kaynana
ömrün tükene
(BAĞLANTI)
Kolumu salladım
değdi pıtırak
Öğlen olmadıki
yar yar ecük oturak
Akşam olmadıki
kaçak da kurtulak
BUGÜN BEN BİR
GÜZEL GÖRDÜM
Bugün ben bir
güzel gördüm bakar cennet sarayından
Salındı bahçeye
girdi çiçekler selama durdu
Bahçenin
kapısın açtım sanırsın cennete düştüm
Bahçenin kapısı
daldır dalında öten bülbüldür
Kamaştı gözümün
nuru onun hüsnü cemalinden
Mor menekşe
boyun eğdi gül kızardı hicabından
Sevdim coştum
helallaştım buse aldım yanağından
Emrah da bir
edna kuldur bağışla geç günahından
SABAHIN
SEHERİNDE
Sabahın
seherinde ötüyor kuşlar
Balınan
yoğrulmuş o sırma saçlar
Gudretten
çekilmiş garadır gaşlar
İşte bu
gönlümün cananı geldi
Seher vakti
keklik çıkar yazıya
Sallandıkça
püskül değer dabana
Gorharım
sevdiğim vara yabana
İşte bu
gönlümün cananı geldi
Yarim gine
şekerlendin ballandın
Alınan yeşil
geydin sallandın
Gırılsın
golların gine dillendin
İşte bu
gönlümün cananı geldi.